Tarık Tufan’ın en güzel kitaplarından biri olan bu muhteşem kitap, okurken insanın içine dokunuyor. Kitabı okurken satır aralarında dalıp gidiyor, hüzünle baş başa kalıyorsunuz. Bazen kendi geçmişinizi sorguluyor, bazen de çevrenizdeki insanları düşünüyorsunuz.
Tarık Tufan’ın bu kitabı bir çırpıda okunup bitirilebilecek kadar sürükleyici ve etkileyici. Bazen yoğun bir hüzün kaplıyor içinizi bazen de küçük ayrıntılarla mutlu oluyorsunuz.
Şimdi sizleri mutlaka kitaplığınızda bulunması gereken bir kitabın alıntılarıyla baş başa bırakıyoruz.
‘’Yağmurlu bir havanın ardından birdenbire önümüze çıkan gök kuşağına yetişebilmek için beyhude bir telaşa döndü hayat.
Herkes unutmaktan korkarcasına ardı ardına sayıklıyor hayallerini.
Benim aklımda hep sen varsın. Sadece sen.’’
‘’Gözlerin alabildiğine uzağı görebilmeli. Ve devrim gökyüzüne yalın bir bakıştır…’’
‘’Papatyaların güneşle sevişip sevgililerin saçlarını süslediği bir günün sabahına uyanamamaktır haziran ölümleri.’’
‘’Bereketli geçen bir günün sonrasında, diğer arkadaşlarından kazandığı misketleri ceplerine doldurmuşken, babasının bir daha eve dönmeyeceği söylenen çocuğun bakışlarına saplanmış şaşkınlıktır.’’
‘’Ölüm hep erken gitmektir.’’
‘’Gitgide soğuyor bu kaldırımlar, bu sokaklar, bu meydanlar. Dua cümlelerini hatırlamıyor kent. Her yer ama her yer ışıklandırılıyor ama bakışlardaki karanlık yine de kaybolmuyor.’’
’’Korkuyorlar ve gürültü yapıp rahatlamaya çalışıyorlar. Islık çalarak geçiyorlar mezarlıkların önünden.’’
‘’Kendi kirli yüzlerini hatırlatacak masumlara hiç tahammülleri yok. Diledikleri hayatı kutsayıp diledikleri hayatı bir çırpıda kesip atmak istiyorlar. Önlerine çıkan herkesi kendi kurmaca ahlaklarıyla yargılayıp kendi cehennemlerine ortak etmek arzusundalar. Adaleti, onuru, emeği, namusu cümlelerin arasına katıp keyiflerini kaçırmak istemiyorlar. Sonra kirli uzlaşmalarına adalet, sığıntı ve aşağılık yüzlerine onur, bitmeyen sömürülerine de emek adını veriyorlar. Kendi şehvetlerini kutsayıp orospu bir ahlakın ilericiliğini savunuyorlar söz söyleyebildikleri her yerde.’’
‘’Gösterişli olana inanıyor sürekli. Gerçeğin mahcup yüzüne bir kez olsun dönüp bakmıyor bile. Hakikatin bağırıp çağırmaya ihtiyacı olmadığını bir kez olsun düşünmüyor.’’
‘’İnsanın kalbi, en çok sevdiklerinin gözlerinde kalır.’’
‘’Allah aşkına ellerinizle sıkı sıkıya tutunun hakikat bildiğiniz ne varsa.’’
‘’Utançlarınızla ya da onurunuzla yarına dirençli bir gülümsemeyle selam verin.’’
‘’Asla ulaşamayacakları aşklarınızı büyütün günbegün.’’
‘’Onlar düşmenizi bekliyorlar. Onlar tükenişinizi izlemekten zevk duyuyorlar. Onlara bu şansı vermeyin.’’
‘’Bir yanda popüler olan, para kazandıran bir illüzyonun, diğer yanda gerçeğin, mutlak anlamda gösterişsiz ancak iyi olanın arasında kalacaksınız ve tercih yapacaksınız. Birçoğunuz güler yüzle ve anlamsız bir kibirle kaybedişi oynayacaksınız. Final sahnesi hep aynı olacak.’’
‘’Çünkü gerçek, hep gösterişsiz ve masum yüzüyle yürüyecek meydanlarda. Bağırıp çağırmadan, munis ve müşfik yüzüyle.’’
‘’Çocuğuna hayatı boyunca muzlu puding alamamış bir kadının böylesi bir hayalini anlayamayacaksınız.’’
‘’Kur’an’ı kalbimizin üzerinde tutmak için, küçücük göğüslerimize bastırırdık koşarken bile.’’
‘’Uhud az önce sona ermiş gibi nefes nefese yürüyorum. Sözlerin nasıl da yoruyor bedenimi.’’
‘’En yakın arkadaşının bile, televizyon şovunda rol alan bir aktör olduğunu öğrenen Truman’ın yaşadığı hayal kırıklığına benziyor yaşadıkları.’’
‘’Ailen ve öğretmenlerin sana hep ortalamaların insanı olmayı öğütledi. Göze çarpmamanı, dikbaşlılık etmemeni öğütlediler. Ortalık karışınca oradan uzaklaşmanı, otoriteyi kullananlara sorgusuz bir itaatle susmanı beklediler. Ortada kalmanı, çoğunluğa uymanı, erken yatmanı istediler. Çünkü davranışların ne kadar ortalamalara yakınsa, o kadar kolay kontrol altına alınabileceksin. Ortalamaları ne kadar tutturabilirsen, o kadar rahat güdülebilir hale geleceksin.’’
‘’Yavuz Bingöl’ün yeni albümünü elime aldığımda aynı hisleri taşıyorum. Türkü-barlarda devrimci sözler taşıyan türküler söyleyen bir esmer adamın, Columbia Music’ten çıkan albüme verdiği fotoğraflar aynı dönüşümü hissettiriyor. Başkalaşıyorlar, başkalaşıyoruz…’’
‘’Marmaris’te çağdaş görüntüyü bozduğu gerekçesiyle, işçilerin sahilde ve ana caddelerde dolaşması yasaklandı. (Gazeteler)’’
‘’Her sabah ölüme doğuyor incecik vücudun. Her sabah eksiltiyorsun hayatı. Nefesin yavaşlıyor her geçen gün ve hayat ağır bir besteye dönüşüyor.’’
‘’Şehrin ucuz senaryolarında, üçüncü sınıf ölümler düşecek payınıza. Bir haber ajansının masasında kayda değmez ölümlerle çöpe düşecek haberiniz.’’
‘’Her şeye sahipler. Geriye bir tek, zaman zaman boğazlarını tıkayan bir vicdan azabı, görmezden gelemedikleri kısık bir masumiyet sesi, karşılarına zamansız çıkan temiz yüzler kaldı. Şimdi onları da umursamayan bir tanrıya sahip olurlarsa her şey istedikleri gibi olacak.’’
‘’Bir çocuğun beslenme çantasında taşıdığı ağır kokulu köy peyniri ve bolca ekmek utancıydı bazen de yaşadıklarımız. Ya da ablasından kalma önlüğü giyen bir erkek çocuğunun utancı.’’