1- Fikrimin İnce Gülü, Adalet Ağaoğlu

“Bir tomofil taksi, Bayram’ın kafasında şimdi kağnının iki kanat takınmışı, öküzlerin ayaklarına da yaldızlı tekerler bağlanmışıdır artık. Artık, neye nasıl kurban edileceğini düşünmeye gerek yok. Kanatlara binip uçacak, kendini kurtaracak.”
“Fikrimin ince Gülü”, Adalet Ağaoğlu’nun başeserlerinden biriyse, çağdaş Türk romanının da en güzel örneklerinden biridir. Kendine yabancılaşmış ‘insan teması olsa olsa bu kadar güzel anlatılabilir. (Server Tanilli)
‘Fikrimin İnce Gülü” büyük emek isteyen romanlardan, içeriği de emek sonucu kotarılmış, biçimi de… Bayramın dönüş yolculuğu gibi dümdüz bir olayı içermesi, bu romanın öz açısından önemli itkiler sonucunda yazıldığını tanıtlıyor bir bakıma. Biçimindeki tutarlılık da, yazarın bu öze ne denli saygı duyduğunu belgeliyor. Bu açılardan ‘Fikrimin ince Gülü” üzerinde mutlaka durulması gereken bir yapıt. (Selim ileri)
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Fikrimin İnce Gülü, Adalet Ağaoğlu`nun hem Almanya ve öteki olmak gerçeğine, hem de sistemin insanı neye çevirebildiği üzerine öncü ve farklı bakışıyla öne çıkan ikinci romanıdır. Roman hakkında, ‘askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)’ suçlamasıyla dava açıldı. Kitap, 1 Haziran 1981 yılında dördüncü basımından sonra toplatıldı. İki yıl süren davanın ardından Ağaoğlu aklandı.
2- Medarı Maişet Motoru, Sait Faik Abasıyanık

Medarı Maişet Motoru Sait Faik’in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik’in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944’te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur.
Kitabın ana karakteri Nevin zengin bir ailenin kızıdır. Fakat kadın aradığı mutluluğu bir türlü bulamamaktadır. Kitapta Nevin’in mutluluğu, huzuru arayış çabası anlatılmaktadır .
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
1940’lı yılların belki de en şaşırtıcı yasaklı kitaplarından biri olan Sait Faik’in “Medar-ı Maişet Motoru” isimli romanı 1944’te yayımlandığında sıkıyönetim mahkemelerince toplatıldı. Kitabın toplatılma gerekçesi ise kitaptaki kahramanlardan birinin eski bir asker kaputu giymesidir. Ve sıkıyönetim, askerin eski bir asker kaputu giyemeyeceğine hükmetmiştir.
3- Sırça Köşk, Sabahattin Ali

Kitaptaki öykülerden ve masallardan birkaç örnek:
“Can Kurtaran” adlı öyküsünde yazar, kaderine boyun eğmiş bir kadının hikayesini anlatıyor.
“Bir akşam üzeri Anadolu köylerinden birindeki küçücük bir kulübeden canhıraş çığlıklar yükselmektedir. Doğumunu bir türlü gerçekleştiremeyen Asiye, ikindiden beri deyim yerindeyse ölümden beter doğum sancıları çekmektedir. Köyün ebesi bir şey bulamamış, komşu köyün ebesini de çağırtmıştır. Asiye’nin kocası İbrahim ise, çaresizliğin verdiği ağır başlılıkla, evin kapısı önüne çökmüş, bir haber beklemektedir. Komşu köyün ebesi içeri girdiğinden belli ise kızın çığlıkları iyice artmıştır. Sonunda iki ebe birden dışarı çıkar ve İbrahim’e doğumu gerçekleştiremediklerini, kızı şehire götürmesi gerektiğini, yoksa bebeğin de anasının da öleceğini söylerler. İbrahim de çaresiz öküz arabasının arkasına attığı döşek ve yorganın üstüne gencecik karısını da koyar ve yollara düşer. Sabaha karşı hastaneye vardığında ise ümidi iyice kırılmıştır. Çünkü alanı olmadığı halde birçok ameliyat yaptığı için daha önceden şehirdeki özel muayenehanenin sahibi, Doktor Mutena Cankurtaran tarafından şikayet edildiğinden, ameliyat yapamayacağını söyler. Ne kadar yalvarıp yakarsa, oraya verecek parası olmadığını söylese de, doktoru ikna edemez. Bunun üzerine Asiye’yi aldığı gibi Mutena Cankurtaran’a götürür. Fakat bu doktor da çok para istemektedir. Doktorla bir kağıt imza atarak Asiye’yi hemen ameliyata almalarını, öküzlerden birini satıp döneceğini söyler.
…
Döndüğünde bebeğinin öldüğünü, karısının ise iyi olduğunu öğrenir. Fakat doktor ölü bebeği çıkardığı için de ayrıca para istemektedir. İbrahim diğer öküzü, arabayı ve hatta içindeki yatak yorganı da satar ama parayı birleştiremez. Doktor Mutena Cankurtaran da Asiye’yi İbrahim’e vermez. Asiye hasta haliyle muayenehanede çalışmaya, geceleri ise pis bir döşekte yerde yatmaya başlar. İbrahim sürekli gidip gelmekte, karısını almak için elinden geleni en iyisi yapmaktadır. Fakat doktor Nuh der Peygamber demez. Sonunda bir gün canına tak eden İbrahim doktorun karşısına çıkar ve Asiye’nin hayrını görmesini, köyde başka kadın mı olmadığını söyler. Sinirle kapıyı çeker ve çıkıp gider. O sırada doktorun kapısına sinmiş ağlayan Asiye’yi görmemiştir bile. Asiye, gece yarısı ağlayarak hastaneden kaçar ve yalınayak köyün uzun yolunu tutar. Bir yandan ağlayıp, bir yandan İbrahim’in sözlerini tekrar etmektedir: “Bana köyde karı yok, a!” Bu sırada açılan yarasından oluk oluk kan akmaktadır. Sabaha karşı köylüler onu bulduğunda, çoktan ölmüştür.”
…
“Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözlüm. Müslümandır, namazında, orucundadır, hakkımızı yemez diyorduk ama; biz onun hatırını saydıkça o, bizim tepemize bindi. Eh, artık çocuk değiliz , yemiyoruz bu numaraları, değil mi ya ? … Bak, anlatayım sana başından da, bana hak ver. Mektebi bitiremedi peder ne kadar gayret ettiyse olmadı işte. Binbaşıydı kendisi… Süvariydi ama , avantanın yolunu bulurdu. Anadolu’yu gezdik, dolaştık, her yerde paşa çocuğu gibi yaklaştık. Hangi okulda olsa, imtihana yakın peder, öğretmenlerle konuşur , meseleyi yoluna kordu. Askerlikle ilgili olmayan hoca var mi? Neyse efendim, İstanbul’a naklolduk. Güya pedere lütfetmişler… Arada bizim tahsil yandı. Pederin öğretmenlere sözü geçmez oldu. İstanbul’da binbaşıya kim bakar? Paşalar bile ürketmeden sayılmıyor. Ne demiş hani : ‘’ Kim ipler Yalova Kaymakamını! ‘’ değil mi ya… iki sene üst üstte çaktık. Belgeli olduk. Hususi liseye devam edecektim, peder emekliye ayrıldı, ertesi sene de sizlere ömür. Bir de Üsküdar’da, Toptaşı’na yakın ahşap bir ev bıraktı. Arkasından hemşire bir bobstil koca buldu, aldı başını gitti. Biz kaldık mı valide ile… Evin masrafı var, bizim giyimimiz var ; kahveye çıkıyoruz , birkaç arkadaş saza, plaja gidecek oluyoruz. Babamın zamanındaki pokerlerden vazgeçtim hani kahvede birer çayına tavla tavla bile oynayamaz olduk. Pederin Malatya Şube Reisliği zamanında valideye aldığı bilezikler, Siirt kilimleri, Avanos halıları birer birer yürüldü. Kocakarı dır dır eder, ‘’ oğlum, bir iş tutmayacak mısın, halimiz ne olacak? diye.” – Hakkımızı Yedirmeyiz!
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
1947 yılında yayımlanan Sabahattin Ali’nin birkaç kısa öyküsünden ve “büyüklere masallar” şeklinde tabir edilebilecek masallarından oluşan Sırça Köşk, dönemin devlet yönetimine ve düzenine eleştirel bir bakış sunduğu için bir dönem yasaklı kitaplar arasında bulunmuştur.
48 yaşındayken öldürülen yazarın öldürülmeden bir sene önce yayınlanan kitabı devlete bir başkaldırış olduğu iddiasıyla yayından kaldırıldı.
4- Böyle Bir Sevmek, Attila İlhan

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular / yağmur giyerlerdi sonbaharla bir / azıcık okşasam sanki çocuktular / bıraksam korkudan sanki gözleri sislenir / ne kadınlar sevdim zaten yoktular / böyle bir sevmek görülmemiştir
Attila İlhan’ ın gönüllere girmiş, dillere sinmiş, okuyan herkes için adeta içselleşmiş şiirlerinden biridir “böyle bir sevmek”. İmkansız aşkları, kent aşklarını, aşkların “düşbozumlarını” öyle bir tonda yazmış, söylemiştir ki, unutulmaz olmuştur pek çok şiiri gibi. Böyle Bir Sevmek’ teki şiirler insanı tüm boyutlarıyla; duyguları, korkuları, acıları, sevinçleriyle ve toplumsal olduğu kadar bireysel diyalektiğiyle ele almakta, bizi bize anlatmaktadır.
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Atilla İlhan Böyle Bir Sevmek’teki şiirlerinde insanı tüm boyutlarıyla, duyguları, korkuları, acıları, sevinçleriyle ve toplumsal olduğu kadar bireysel olarak da ele almakta, bizi bize anlatmaktadır. Atilla İlhan’ın bu kitabı 12 Eylül 1980 darbesi sonrası sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle yayından kaldırılan ve toplatılan kitaplar arasında yer aldı.
5- Baba ve Piç, Elif Şafak

Elif Şafak, bu kitabında İstanbul – Amerika arasında biri Türk diğeri Ermeni asıllı iki aile üzerinden Türkiye-Ermenistan ilişkilerini incelemiştir. Yazar romanını 18 bölüme ayırarak her bölüme aşure yapımında kullanılan malzemelerin ismini vermiştir. Ülkemizde çok tartışmalara yol açmış bu roman, aynı zamanda Serra Yılmaz’ın başrolde yer aldığı tiyatro oyunu olarak sahnelenmiştir.
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Elif Şafak’ın Türk ve Ermeni asıllı bir ailenin iç içe geçmiş tarihini anlattığı romanı “Baba ve Piç” hakkında ‘Türk milletini soykırımcı olarak göstermek, Türklüğü aşağılamak’ iddiasıyla dava açıldı. Elif Şafak ve kitabın yayın evinin editörü hakkında soruşturma başlatıldı. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun 2006 Türkiye Raporu görüşmelerine dahi konu olan dava beraatle sonuçlandı.
6- 835 Satır, Nazım Hikmet

Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, çok yönlü, evrensel boyutlu bir şair olan Nazım Hikmet’in bu külliyatı en çok okunan kitaplarından bir tanesi.
Bu bir türkü:
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meş’ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Nazım Hikmet 6 Mayıs 1931’de “bir zümrenin başka zümreler üzerinde hâkimiyetini temin etmek gayesiyle halkı suça teşvik ettiği” gerekçesiyle yargılandı, 1929’da yazdığı bu şiir kitabı, diğer 4 şiir kitabıyla birlikte yasaklandı.
7- Asılacak Kadın, Pınar Kür

Asılacak Kadın, yayımlandığı ilk günden büyük ses getirmiş, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türkçe edebiyatın klasikleri arasına girmiş bir roman. Nicesini gazetelerin iç sayfalarında okuyup geçtiğimiz bir cinayeti ele alan Pınar Kür, kadına karşı örülmüş yargının ardında yatan toplumsal dokuyu da tüm gerçekliğiyle masaya yatırıyor.
“Her biri kendi iç bütünlüğünde, alabildiğine öznel tutulan üç söylem: Çıkarını ‘ortak bilinç’in çıkarıyla bütünleştirmiş Faik İrfan Elverir’in insanlıktan soyutlanmış söylemi. Cinsel bir nesne, somut bir çaresizlik, tam bir kurban konumuna yargılı Melek’in, sesi olmayan söylemi.Ve şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan Yalçın’ın edilginliği aşamayan bilincinden yansıyan söylemi. Bu üçünün, romanın ana sözü bakımından, neredeyse önemini yitiren bir kilit olay (yalı cinayeti) çevresinde sarmallanmasından bir o kadar nesnel bir mesaja ulaşılıyor. Pınar Kür’ün, yürekli bir toplumsal eleştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırdığı bu roman, kadının, dolayısıyla da elbet insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.”
-Füsun Akatlı-
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Halkın ar duygularını incittiği gerekçesiyle 1985 yılında toplatıldı. Davadan karar çıkmak üzereyken, Başar Sabuncu romanı sinemaya uyarlıyordu. Romanla aynı adı taşıyan film sinemalarda serbestçe gösterilirken romanın yasağı halâ kalkmamıştı.
8- Bizim Köy, Mahmut Makal

Bizim Köy, Türk edebiyatında köy gerçekliğine dayanan bir ilk kitap ve toplumcu gerçekçiliğin öncüsü olarak kabul edilmektedir. Tahsin Yücel’in “Bizim Köy 1950’de bir başyapıttı. 1995’te de bir başyapıt” saptaması, aradan geçen yarım asırlık bir sürece rağmen, yazarın ve eserinin hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermesi açısından son derece isabetli bir değerlendirme.
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
1950 tarihli kitap Anadolu köylerinin fakir ve sefil yanlarını göstererek komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye’de yasaklandı, yazarı tutuklandı.
Bizim Köy 1950’de yayımlandığında toplumun geniş kesimlerinde tam anlamıyla bir depreme yol açtı. Yazarın, 17 yaşında gencecik bir öğretmenken kaleme almaya başladığı “köy notları” kitap haline getirilip de basıldığı zaman önce iktidarın öfkesini üzerine çekti. Çünkü köyden yükselen yoksulluk çığlığı, kulaklarını ve gözlerini her türlü olumsuzluğa kapamak isteyenlere, köyleri yemyeşil, bereketli, güzel köylü kızlarının berrak pınarlardan su taşıdığı yerler olarak gösterme çabasında olanlara atılan bir tokattı. Köylerde hâlâ taş devrinin yaşandığı gerçeğini dile getirmenin bir cezası olacaktı elbette. Her yer kar altındayken, köylere ulaşım sağlanamazken köyünde öğrencilerini “hayata hazırlamaya” çalışan genç öğretmenin haberi olmadı kitabının kopardığı gürültüden. Karlar erimeye başlayıp, yollar açılınca ilk ziyaretçileri jandarmalar oldu Makal’ın. Tutuklandı. Bizim Köy ise tam tersine çeşitli dillere çevrilip ülke sınırlarını aşmaya başladı.
Dönemin cumhurbaşkanı, yazarı Çankaya Köşkü’ne davet ettiğinde, bu tutum Demokrat Parti’nin köye ve köylünün sorunlarına önem vermesi olarak algılandı. Ama bu da uzun sürmedi. Önce çeşitli karalamaların boy hedefi haline gelen Köy Enstitüleri kapatıldı, ardından Enstitülü öğretmenlere baskılar başladı. Köye ve köylülerin içinde bulunduğu çağdışı koşullara değinen yazarlara, aydınlara karşı sistemli bir linç kampanyası başlatıldı.
9- Zabit ve Kumandan ile Hasbihal, Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk’ün yazarlığı, askerliği ve devlet adamlığının gölgesinde kalmıştır. Oysa ki Mustafa Kemal daha Harp Akademisi’nden mezun olduğu dönemlerde mesleki kitapçıklar yazdı, çevirdi. Devlet adamlığı döneminde de Nutuk’unun yanı sıra Yurttaşlık Bilgisi ve Geometri kitaplarını kaleme aldı, tarih ders kitaplarının bazı bölümlerini yazdı.
Nuri Conker (1881-1937), Atatürk’ün mahalle, okul, meslek ve silah arkadaşıydı. Trablusgarp’ta, Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda beraberdiler. Yazdığı tek kitap olan Zabit ve Kumandan, Mustafa Kemal’in Hasbihal’i kaleme almasına vesile oldu. Cumhuriyet döneminde komutanlık, diplomatlık ve milletvekilliği görevlerinde bulundu.
1914… Osmanlı Devleti, Balkan ve Trablusgarp savaşlarından yeni çıkmıştır. Osmanlı ordusunun iki genç subayı, bu savaşlarda yaşanan başarısızlıklar üzerine kafa yormaktadır. İlkin Nuri Conker Zabit ve Kumandan kitabında, sorunları ve çözüm önerilerini gündeme getirir. Dostu ve meslektaşı Mustafa Kemal, bu kitabı okur okumaz, Zabit ve Kumandan ile Hasbihal’i kaleme alır.
Birbirini bütünleyen ve pekiştiren bu iki kitabın başlıca temalarından biri iyi yöneticiliktir. Her ikisi de, ordunun yaşadığı başarısızlığın asıl çözüm adresi olarak, komuta kademelerini gösterir. Askerler için hem bilimsel birikimin hem de cesaret ve kendi başına karar alma başta olmak üzere, pek çok bireysel niteliğin önemini ve gereğini savunur.
Ancak çok geçmeden Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girince, Mustafa Kemal de kitabını bastırmayı ertelemek zorunda kalır. Buna karşılık iki dost, Çanakkale’de Anafartalar ve Conk Bayırı’nda, kitaplarında yazdıklarının sözde kalmadığını kanıtlar. Birlikleri zorlu muharebelerden büyük başarılarla çıkar.
Mustafa Kemal kitabını ancak, mütarekede döndüğü İstanbul’da, 1918 sonunda yayımlar. Kitabın basımından altı ay kadar sonra da Anadolu’ya geçerek İstanbul ile ilişiğini keser. Adı mütareke ve işgalle birlikte anılan Damat Ferit Hükümeti de kitabı toplattırarak imha eder. Zabit ve Kumandan ile Hasbihal ilk baskısından sonra 1956’da, Hasan Âli Yücel tarafından İş Bankası Kültür Yayınları’nın ilk kitabı olarak yayımlanmıştır.
Nasıl ve Neden Yasaklandı?
Atatürk’ün 1914 yılı Mayıs ayında Sofya’da yazdığı kitap, yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar’la birlikte 1918’de Mondros Mütarekesi dönemi başlarında İstanbul’da bir süre çıkardıkları Minber Gazetesinin matbaasında bin nüsha olarak basıldı. 7,5 kuruş fiyat konan kitabın birkaç nüshasını tanıdıklarına hediye etmek için yanına alan Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçtikten sonra kitabın kalan nüshaları Damat Ferit Paşa tarafından toplatılarak imha edildi.
10- Sınıf, Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz’ın “Yarenlik”ten sonra yayımlanan ikinci şiir kitabı “Sınıf”ta 19 şiir bulunuyor. Rıfat Ilgaz’ın yaşadığı çağın tanığı olduğunun göstergesi olan şiirler, dönemin iktidarının da ilgisini çekmekte gecikmemiştir.
Çocuklarım
Yoklama defterinden öğrenmedim sizi,
benim haylaz çocuklarım!
Sınıfın en devamsızını
bir sinema dönüşü tanıdım,
koltuğunda satılmamış gazeteler…
Dumanlı bir salonda
kendime göre karşılarken akşamı,
nane şekeri uzattı en tembeliniz…
Götürmek istedi küfesinde
elimdeki ıspanak demetini
en dalgını sınıfın!
İsterken adam olmanızı
çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
palto, ayakkabı yüzünden.
Neden ve Nasıl Yasaklandı?
Rıfat Ilgaz 1940’lı yıllar için oldukça anlamlı olarak görülen ”Sınıf” sözcüğünü kitabının adı olarak seçince hakim karşısına çıkmak zorunda kaldı.1944 yılının Ocak ayında yayımlanan Ilgaz’ın ikinci şiir kitabı “Sınıf”ın kapak rengi de kırmızı olunca, kitap yasaklanmaktan kurtulamaz. “Sınıf” kısa sürede toplatılır. 6 ay hapse mahkum edilen Ilgaz öğretmenlikten de uzaklaştırılır.
Not: Kitaplar hakkında bilgi verirken tanıtım bültenlerinden yararlanılmıştır.