2018-The Shape of Water (Suyun Sesi) (90. Oscar)

IMDb 7.4
Soğuk savaş dönemi Amerika’da geçen hikayede, Elisa yalnız bir kızdır. Sessiz, rutin bir hayatı olan Elisa, gizli ve yüksek güvenlikli bir devlet laboratuvarında temizlikçi olarak çalışır. Soğuk Savaş yıllarında Amerikan hükümetinin gizli bir araştırma tesisinde temizlikçi olarak çalışan dilsiz Elisa Esposito (Sally Hawkins), sıradan geçen günlerinde mesaisine devam ederken, günün birinde arkadaşı Zelda (Octavia Spencer) ile birlikte büyük bir sırdan haberdar olur. Laboratuar koşullarında dünyada eşi olmayan bir yaratık üretilmiştir. Hem karada hem de suda yaşayabilen yaratık, zamanla Elisa’yla çok yakın bir bağ kuracaktır.
2017-Moonlight (89. Oscar)

Amerikan siyahi bir çocuk olan John’un Miami’de ki uyuşturucu bataklığında ki hayatına ne zaman nasıl ne şekilde girdiğini ve aradan geçen uzun yıllardan sonra bu bataklıktan ne zaman nasıl ve ne şekilde çıktığını konu alan Moonlight filmi aşk ve sevginin insan üzerindeki tesirine değinen hikayedir.
2016-Spotlight (88. Oscar)

Altı dalda Oscar adaylığı alan film, Boston Globe gazetesinin ‘Spotlight’ adlı araştırma grubunun gerçek hikayesine dayandılarak filme uyarlandı. Başrollerinde Michael Keaton, Mark Ruffalo, Rachel McAdams, Brian d’Arcy James’in yer aldığı film, Boston’daki Katolik kilisesinde gerçekleşen çocuk tacizini ele almasıyla çok ses getirdi. Tom McCarthy’nin yönettiği film, kazanması öngörülen ‘The Big Short’ filmini geride bırakarak en iyi film Oscar’ını kazandı.
2015-Birdman (87. Oscar)

Michael Keaton ve Emma Stone’un başrollerde yer aldığı, Alejandro Gonzalez Inarritu’nun yönettiği yapım; en iyi film, en iyi yönetmen dahil dört Oscar ödülü kazandı.
2014-12 Years A Slave (86. Oscar)

Brad Pitt’in yapımcısı olduğu, Chiwetel Ejiofor’un ve bu filmle yıldızı parlayan Lupita Nyong’o’nun başrollerde yer aldığı film, ‘American Hustle’ ve ‘Gravity’ gibi filmleri geride bırakarak en iyi film seçildi.
2013-Argo (85. Oscar)

En iyi film Oscar’ını kazanan ‘Argo’ filmi, ‘Les Miserables’ ve ‘Zero Dark Thirty’ gibi güçlü rakiplerini geride bıraktı. Ben Affleck’in başrolde yer aldığı film, yedi adaylık aldığı Oscar’da üç ödül kazandı.
2012-The Artist (84. Oscar)

Siyaz-beyaz, sessiz sinema örneği olan film, en iyi film kategorisinde Oscar kazanan türünün tek örneği oldu. Jean Dujardin’in başrolde yer aldığı film, 10 Oscar adaylığından beşini kazandı.
2011-The King’s Speech (83. Oscar)

Colin Firth ve Helena Bonham Carter’ın başrolleri paylaştığı film, kekemelik sorunu olan İngiltere Kralı 6. George’un tahta çıkışını konu alıyor. Film, ‘Black Swan’ ve ‘The Social Network’ gibi güçlü yapımları geride bırakarak en iyi film seçildi.
2010-The Hurt Locker (82. Oscar)

Dokuz dalda Oscar’a aday olan ve en iyi film ile en iyi yönetmen ödülleri dahil sekiz ödül kazanan filmin başrol oyuncusu Jeremy Renner. Kathryn Bigelow, en iyi yönetmen Oscar’ını kazanan ilk kadın olarak Oscar tarihine geçti.
2009-Slumdog Millionaire (81. Oscar)

‘Kim Milyoner Olmak İster’ yarışmasının Hint versiyonunda yarışmacı olan bir gencin hikayesini anlatan film, görüntü yönetimi ve müziğiyle hafızalara kazındı. Dev Patel ve Freida Pinto’nun başrollerde yer aldığı film, 10 dalda aday olduğu Oscar’dan sekiz ödülle döndü.
2008-No Country for Old Men (80. Oscar)

Tommy Lee Jones, Josh Brolin ve Javier Bardem’in başrollerde yer aldığı film, Cormac McCarthy’nin romanından uyarlandı. Gösterildiği 2007 yılında tüm eleştiri listelerinde en en iyi ilk 10’un arasında gösterildi.
2007-The Departed (79. Oscar)

Beş dalda Oscar’a aday olan film, en iyi film ve en iyi uyarlama senaryo ödülleri dahil toplam dört ödül kazandı. Filmin başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Matt Damon yer alıyordu.
2006-Crash (78.Oscar)

78. Oscar Ödülleri’nde, Paul Haggis’in yazıp yönettiği ‘Crash’ adlı film, büyük sürpriz yaparak En İyi Film seçildi. Favori gösterilen ‘Brokeback Mountain’ ise 3 Oscar’la yetindi. En başta ‘Brokeback Mountain’ olmak üzere, ‘Capote’, ‘Good Night, and Good Luck.’ ve ‘Munich’ filmlerini geride bırakan ‘Crash’ En İyi Film seçildi. Film, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Kurgu dalındaki ödüllerin de sahibi oldu
2005-Million Dollar Baby (77.Oscar)

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, herşeyin üzerinde kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald spor salonuna gelir.
2004-The Lord of the Rings: The Return of the King (76.Oscar)

Kralın Dönüşü, Peter Jacksonın üçünü bir arada çekerek sinemaya uyarladığı Tolkienin ölümsüz eseri Yüzüklerin Efendisinin son bölümünü beyazperdeye taşıyor. Kıyamet günü ortamını yaşayan Orta Dünyada, Yüzük Savaşının son ve en büyük mücadelesine hoşgeldiniz. Bir yanda güvenilmez Gollumun rehberlik ettiği yüzük taşıyıcısı Frodo ve yoldaşı Sam, Mordora ulaşıp Tek Yüzükü yokedebilecekleri tek yere götürmeye çalışıyorlar
Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü, Tek Yüzük’ün yok edilmesi için verilen mücadeleyi konu ediyor. Sauron’un orduları büyüdükçe büyümektedirler. Frodo ve onun can dostu Sam, korku dolu bir yolculuğun göbeğinde, korkunç Mordor’a adım adım yaklaşmaktadırlar. Tek yüzük yok edilmelidir ve iyilik bunun için savaşmaya hazırdır. Arka planda ise insan, elf ve cüce orduları, karanlık güçlerin karşısında tüm eski düşmanlıklarına rağmen bir araya gelmişlerdir. Hepsi birden küçücük bir Hobbit’in eline ve onun yeteneklerine bakmaktadırlar. Orta Dünya’nın kaderi belli olmak üzeredir. Ancak Tek Yüzük’ü sahiplenmek, kimi zaman taşıyanına daha cazip gelebilir.
2003-Chicago (75.Oscar)

Sene 1929… Yer, Chicago… Hapishanede bir araya gelen iki kadın… Biri kocasını öldürmüştür diğeri ise erkek arkadaşının ölümüne sebebiyet vermiştir. Kısa süre sonra düştükleri bu mahkumiyet sürecinden kurtulmanın yollarını arayacaklardır. Bu emellerine ulaşmaları için tuttukları avukat ise, cinayet davaları üzerine yaptığı ünle bu çevrelerin en ünlü simalarından biri olacaktır.
Müthiş müzikallerin yaratıcısı Bob Fosse’un müzikalinden uyarlanan film, türünün en yaratıcı ve en sevilen örneklerinden bir tanesi.
2002-A Beautiful Mind (74.Oscar)

Akıl Oyunları, asosyal bir matematikçi olan John Nash’in hayatını konu ediyor. John Forbes Nash azandığı bir bursla Princeton Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ve çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofrenik belirtilerle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.
Önemli başarılarından uzunca yıllar sonra Nobel Ödülü’ne layık görülen ünlü matematikçi John Nash’in gerçek hayat hikayesine odaklanan ‘Akıl Oyunları’, iki önemli dalda kazandığı Oscar ödülüyle başarısını kanıtlamıştı.
2001-Gladiator (73.Oscar)

Roma İmparatorluğu’na en parlak dönemi yaşatan General Maximus, girdiği bir meydan savaşından daha zaferle çıkar, artık tek hayali bir an önce evine dönerek karısı ve ailesine kavuşmaktır. Fakat, zamanın Roma İmparatoru Marcus Aurelius ,Maximus’a önemli bir görev verir ve iktidara sahip çıkmasını ister. Bunun üzerine imparatorun oğlu olan Commodus, iktidarın elinden alınacağını anlayınca general ve ailesini öldürme emri verir. Maximus ölümden zor kurtulur ve gladyatörler arenasına sürgün edilir. Yıllar sonra Roma’ya geri dönen güçlü gladyatör Maximus’un tek amacı Commodus’u öldürerek karısı ve oğlunun katledilmesinin intikamını almaktır.
2000-American Beauty (72.Oscar)

Amerikan Güzeli’nde, orta sınıf bir Amerikan ailesinin içinde bulunduğu çöküntü ve dağılma konu ediliyor. Lester, kızıyla ve orta yaş bunalımındaki karısıyla iletişim kurmakta başarısızlığa uğrayan, rutinlerle dolu yaşamından tiksinerek yaşlanan bir babadır. İşini bırakıp zamanını hiç yapmadığı gibi değerlendirmeye başlayarak yeniden genç hissetmeye çalışırken, henüz onaltı yaşındaki kızının, güzeller güzeli arkadaşı Angela ile arasında tuhaf bir cinsel gerilim doğar. Bu ilişki kızı ve karısıyla arasındaki zaten kopuk olan bağı koparacak, her bir aile ferdini farklı kaderlere sürükleyecektir. Ünlü İngiliz yönetmen Sam Mendes’in beş Oscar’lı filmi güçlü göselliği ve Kevin Spacey performansıyla göz kamaştırıyor
1999-Shakespeare in Love (71.Oscar)

1590 Londra’sı… Kendisi hakkında oldukça büyük umutlar beslenen bir oyun yazarı William Shakesepare, tiyatronun baskısının altında, yazar tıkanıklığıyla beraber ezilmektedir. Son yazdığı oyunlar ne yaparsa yapsın bir adım öteye gitmemektedir. Artık kendi yeteneklerini sorgulamaya başladığı bir dönemde karşısına Viola isimli güzel bir kız çıkar. William’ın ondan alacağı ilham, tüm zamanların en büyük oyun yazarlarından birinin şahlanmasını tetikleyecektir. John Madden’ın gösterildiği sene oldukça önemli dallarda tam 7 Oscar heykelciğini kucaklayan filmi Shakesepare in Love’un başrollerinde Joseph Fiennes, Gwyneth Paltrow ve Colin Firth gibi oldukça tanıdık isimler yer alıyor.
1998-Titanic (70.Oscar)

Dünyanın hatırlamak istemediği türden felaketlerden olan ‘Titanik faciası’, dev prodüksiyonların yönetmeni James Cameron tarafından çekilen görkemli bir film.
Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiç bir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. ‘Titanic’ adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu ‘Düşler Gemisi’ nin yolcuları arasında Avrupa`da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika’ya dönmekte olan, Jack adlı genç bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia`ya giden Rose adlı genç bir kız da vardır. İki genç, şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Bu arada doğa insanoğlunun günden güne artan kibirine bir nokta koymayı planlamaktadır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912’de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.
James Cameron’un, seyirciye bir zaman makinesiyle yolculuk ettiği hissini uyandırırcasına gerçeğe yakın filmi ‘Titanic’ tam 14 dalda Oscar adayı olarak ‘En İyi Film’ dahil 11 ödülü kazanmıştı.
1997-The English Patient (69.Oscar)

Micheal Ondaatje’ nin aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan film, II. Dünya Savaşı İtalya’sından Kuzey Afrika’nın savaş öncesi çöllerine kadar aşk, benlik ve savaşın öyküsünü anlatıyor.
Minghelle, film boyunca aşkın farklı türlerini getiriyor karşımıza; Hana’nın hastasına duyduğu şefkat, Kip ile yaşadığı yoğun aşk, Almasy ile Katherine’in ilişkisi ve Almasy’nin milliyetçi tutkular yüzünden mahvedilen çöle duyduğu sevgi…
Tüm bu farklı hikayeleri başarılı senaryo geçişleri ile gerçekleştiren film, yönetmen Anthony Minghelle ile Juliette Binoche’un ilk ortak çalışması. 1996 yılında Oscar Ödülleri’nde de En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu da dahil pek çok ödül kazanandı.
1996-Braveheart (68.Oscar)

Cesuryürek’te, William Wallace yaşanan büyük acılar sonrası yeniden memleketi olan İskoçya’ya döner. Onun asıl amacı çiftçilik yaparak sakin bir hayat sürmektir. Çocukluk aşkıyla karşılaştığında bunun onu dipsiz bir uçuruma iteceğinin farkında değildir. Bir gün İngiliz askerleri, William’ın çocukluk aşkı olan Murron’a tecavüz etmeye çabalarlar. William, onu kurtarır; ancak bu Murron’un ölümüne ve bir dönemin değişimine sebebiyet verecektir.
Mel Gibson’un ünlü İskoç halk kahramanı William Wallace’ı hem canlandırdığı hem de yönettiği filmi kısa sürede bir fenomene dönüşmüştü.
1995-Forrest Gump (67.Oscar)

Forrest Gump, düşük I.Q. sahibi genç bir adamdır. Jenny ile tanıştığında ona aşık olur. Gump aralarında Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da olduğu tarihsel kişilerle kaza eseri tanışır ve 50’lerden 70’lerin sonuna kadar gelen bir süre zarfında olaylar gelişir. Gump tamamen tesadüf olarak Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına şahitlik eder ve hatta rol alır. Ancak bilmeden yaptıklarının ne kadar önemli sonuçları olduğundan da haberi yoktur.
1994-Schindler’s List (66.Oscar)

Schindler’in Listesi, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının 2. Dünya Savaşı zamanında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudi’nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli yapıtları arasında sayılan ve ona Oscar kazandıran bir yapımdır. Film, 1994 yılında 12 dalda Oscar’a aday olmuş ve 7 dalda ödül kazanmıştı. Filmin kazandığı Oscar’lar şöyle : En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması.
1993-Unforgiven (65.Oscar)

Affedilmeyen’de Little Bill Dagett, sadistik eğilimleri olan, tavizsiz ve diktatör bir şeriftir. Egemen olduğu küçük bir kasabayı yaşanmaz bir hale getirmektedir. Bir gün adaleti uygulamayı bütünüyle reddettiğinde, eski bir silahlı soyguncu olan Will Munny, artık sessiz kalamayacağını ortaya koyacaktır. İntikam Will, Will’in eski partneri ve genç bir adamın ellerinden gelecektir.
Clint Eastwood’un Western türünün hala yaşadığını ispatlarcasına çektiği Affedilmeyen, 90’lı yılların en önemli filmlerden biri olarak kabul edilmektedir. Ustanın yönetmenlik kariyerine damgasını vuran film, Eastwood’a bir de yönetmenlik Oscar’ı getirmiştir.
1992-The Silence of the Lambs (64.Oscar)

Kuzuların Sessizliği, 1992 yılında 7 dalda Oscar’a aday olmuş, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.
Akademiden mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, FBI ajanı kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katila ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter’dan bilgi alması için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir