Antakya’ya gitmeden önce gezi bloglarından ve internetten gezilecek yerlerin listesini çıkarttık. Antakya tam bir gastronomi şehri olduğundan nerede ne yenir hepsini araştırdık. Ramazan ayı girmeden yaklaşık 5 gün önce gittiğimizden Antakya’nın yemekleri bizi heyecanlandırıyordu:) Amacımız günü birlik bir gezi olduğundan sadece Antakya bölgesini gezmeyi amaçladık ve yola koyulduk.
1-Eski Antakya Evleri

Üç büyük dinin hoşgörü içerisinde temsil edildiği Antakya, Unesco tarafından ”barış kenti” seçilmiş. Antakya’nın hemen merkezinde eski Antakya sokaklarında gezerken bunu fark edebiliyorsunuz. Kilise, havra ve camileri yan yana gördüğünüzde kendinizi eski zamanların atmosferinde hissediyorsunuz.
Eski Antakya evlerinin bulunduğu kısım daracık sokaklardan oluşan bir labirent adeta. Bu eski evleri barındıran tarihi sokaklarda geçmişten gelen kültür birikimine şahit olarak yürüyebiliyorsunuz.
Eski Antakya evlerinin bahçelerine göz attığınızda hemen hemen her evin bahçesinde portakal ya da limon ağaçlarına rastlayabilirsiniz.
2-Habibi Neccar Cami

Antakya merkezde gezilecek yerler birbirine çok yakın. Saint Pierre Kilisesi ve Antakya Arkeoloji Müzesi dışındaki yerleri yürüyerek gezebiliyorsunuz. Kilise ve müze de arabayla 5-10 dakikalık uzaklıkta ve birbirine yakın.
Habibi Neccar Cami Anadoluda yapılan ilk cami olması nedeniyle önemli bir yer. Habibi Neccar M.S 40’lı yıllarda Antakya’da yaşayan ve Kuran-ı Kerim’in Yasin suresinde adı geçtiği düşünülen bir marangoz. Hz. İsa ve havarileri Antakya halkının putperestliğine karşı gelip Tanrının tek olduğunu anlatmaya çalışmışlar. Hz. İsa ve havarilerine inanıp onları koruyanların başında Habibi Neccar geliyormuş. Havarilere inanmayan Antakya halkı onları taşlayıp öldürmek isterken Hz. İsa ve havarileri korumaya çalışan Habibi Neccarı şehit etmişler.

Cami ile aynı alanda Habib-i Neccar’ın, Şemunu Safa Hazretlerinin, Yahya (Yuhanna) ile Yunus (Pavlus) Hazretleri’nin türbesi de bulunuyor.
3-Saint Pierre Kilisesi

Arabanızı kilisenin aşağısına park edip biraz yukarı doğru yürüyerek kiliseye ulaşabiliyorsunuz.Burası dünyanın ilk mağara kilisesi olması nedeniyle önemli. Buraya Hristiyanlığın en eski kilisesi denildiği için Hristiyanlar açısından ayrı bir öneme sahip.

Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Petrus, Hristiyanlığı yaymak için cemaatini ilk burada toplamış ve cemaat ilk kez burada Hristiyan olarak adlandırılmış.
Her yıl 29 Haziran’da Katolik Kilisesi tarafından burada ayin düzenleniyor. Kiliseye giriş müze kartlılara ve öğretmenlere ücretsiz.
4-Arkeoloji Müzesi

Kilseye 5 dakikalık bir mesafede bulunan Müze, dünyanın en büyük mozaik müzesi olması nedeniyle önemli bir yer. Müze sikke koleksiyonu bakımından da dünyanın üçüncü büyük müzesi konumunda.

Müzenin içerisi çok geniş. Devasa tarihi eserler bulunuyor. Benim en çok hoşuma giden eserler ise Kral II.Şuppiluliuma ve eski Antakya Lahiti oldu.

Müzeye giriş müze kartlılara ve öğretmenlere ücretsiz.
5-Antakya Uzun Çarşı

Renkli dükkanlardan ve dar sokaklardan oluşan çarşıda 3 han 3 hamam ve bir çok cami bulunuyor Ayrıca 17 yy.dan kalma Kurşunlu Han bulunuyor. Çarşıda iki bini geçkin esnaf bulunuyormuş. Sokaklar daracık ve hepsi birbirine benziyor.Yemek ve künefe ihtiyacınızı burada rahatlıkla karşılayabilirsiniz. Ayrıca baharat kokuları eşliğinde Hatay’a özgü bir çok eşya ve sevdiklerinize hediye alabilirsiniz.
Nerede Ne Yenir?
Biz kahvaltımızı Antakya Kahvaltı Evi‘nde (Sultan Sofrası) yaptık. Buraya gelmeden önce internetten ve yorumlardan yararlandık ve gayet memnun kaldık. Hem lezzet olarak hem çeşit olarak hem de fiyat olarak gayet uygun bir yer. Burası eski bir Antakya evinden dekore edilmiş. Serpme kahvaltı menüsünde sakızmurçlu yumurta, biberli ekmek, ıspanaklı gül böreği, tuzlu yoğurt, sürk, humus, külçe, zahter salatası, çökelek salatası, kiremitte peynir, zeytin salatası, sınırsız çay ve diğer kahvaltılıklar bulunuyor.

Yine tavsiyeler üzerine Affan Kahvehanesi‘ne gittik. Burada Haytalı tatlısı yedik ve beraberinde kahve içtik. Burada kahve çay bardağında geliyor. Haytalı Lübnan tatlısıymış. Haytalı asla bicibici değildir diye tabela da asılmış. Affan ”yiğit” demekmiş. Kahvenin içinde son derece sessiz ve huzur verici bir bahçe var. Biz üst katta bulunan bu bahçede oturduk. Burası dizilere ve kliplere konu olmuş. 1911 yılından beri ayaktaymış.

Künefemizi de Uzun Çarşı içerisinde yer alan Çınaraltı Yusuf Usta‘da yedik. 120 yıllık dev bir çınarın altında yer alıyor. Antakya’da adım başı künefeci var ama en meşhuru burasıymış. Biz de memnun kaldık hatta soğutulmuş künefelerden evimize götürmek için aldık. Günü birlik geldiğimiz için ve kahvaltıyı biraz geç ve sağlam yaptığımız için yemeğe yerimiz kalmadı:) Arada künefe ve haytalı tatlısı da cabası. Eğer yemeye yerimiz kalsaydı da Uzun Çarşı içerisinde yer alan Pöç Kasabında yemeyi planlıyorduk.




Antakya gidilecek yerler listemde yukarılara doğru çıkıyor 🙂
BeğenLiked by 1 kişi